Yeni yılda,
Atatürk'ün, içinizi ısıtacak bu yılbaşı anısını okuduğunuz zaman 'O Büyük
İnsanın' bizlere hiçbir zaman anlatılmayan yönünü bir kez daha
keşfedeceksiniz...
Doğum tarihi hususunda tam
bir kesinlik olmayan İsmail Gaspıralı’nın umumiyetle 1851 senesinde dünyaya
geldiği kabul edilir. Esasında bu durum II. Dünya Savaşının sonuna kadar hayata
gözlerini açan her Türk’ün nüfus kaydı için geçerlidir. O, Kırım’ın Bahçesaray
ilçesine bağlı Avcıköy’de doğduğunda, bütün Türk dünyasında felaketler
yaşanmaktaydı. Başta Osmanlı ülkesi olmak üzere her tarafta işgaller,
soykırımlar ve sürgünler vardı. Avrupa hızlı bir gelişme içinde ve buna bağlı
olarak nimetlerinden faydalanıyorken, Türkler neredeyse 16. yüzyılın ortalarından
beridir uyuyorlardı. Onları bu gaflet halinden kurtarmak lazımdı ki, işte bu
görevi üstlenen aydınlardan birisi de Gaspıralı İsmail’dir.
Atatürk’ün
dış Türklerle ilgisi onun milliyetçilik anlayışının doğal bir sonucu ve çok
önemli bir yanıdır. Çünkü Ulu Önder, tarih okuyan bir insandı. Orta Asya’da,
Atatürk
“Gençliğe hitabe”sinde bizi iki düşmana karşı uyarır: İç bedhahlar, dış
bedhahlar… “İç bedhahlar” kimlerdir?
İşte bunlardan bazıları: Artin Cemal, Sait Molla, Ali Galip, Şeyh
Sait, Ali Batı, Anzavur, Ethem,
Vahidettin, Damat Ferit, R. Cevat Ulunay, Ali Kemal,… Vahidettin’in Adliye
Nazırı Ali Rüştü Efendi, Dahiliye Nâzırı Adil ve daha başkaları…