Atatürk’ü niye seviyoruz? Yılmaz Özdil'in Muhteşem Yazısı


10 Kasım 2008

Dede-bebe. 
Kadın-erkek. 
Türbanlı-türbansız. 

Atatürk, Tüm Dünya Liderlerinin En Büyüğü...

Yazımın başlığını okuyanlar, çocukluktan beri evde, okulda duyduğumuz bu sözleri tekrar niye yazdığımı düşünecekler. Hatta bazı okurlarım daha önce yaptıkları gibi beni Atatürk'ü putlaştırmakla suçlayacaklar. Oysaki bu sözleri bu sefer ben söylemiyorum. A.B.D de yapılan bir araştırma neticesi bu sözler.

Akıllı Padişahla Kurnaz İhtiyar

Çok soğuk bir kış günü, padişah, kıyafet değiştirip gezmeye, halkın durumunu yerinde görmeye karar vermiş. Yanına başvezirini de alıp yola çıkmış. Bir dere kenarında çalışan yaşlı bir adam görmüşler. Adam elindeki derileri suya sokup, döverek tabaklıyormuş.

Ali Gökmen - Türkistan'dan Anadolu'ya Bir Işık: Semerkand

Semerkand, Türkistan’ın Maveraünnehir bölgesinde Zerefşan Irmağı kenarında Orta Asya’nın en eski şehirlerinden biridir. Şehirde ilk yerleşim yeri, adını İslamiyet öncesi Türk ve İran efsanevî kahramanından alan Afrasyab Tepesi’dir. En eskisi M.Ö. binli yıllara uzanan çeşitli medeniyetlerden sonra, 8. yy.’da Afrasyab müslümanların eline geçmiştir. Bundan sonra hızla gelişen şehir 11-12. yüzyılda güneydeki ovaya inerek bölgenin kültür ve ticaret merkezi haline gelmiştir.

Türkistan Türklerinin Kurtuluş Savaşına ve Cumhuriyete Katkıları

     
Doç. Dr. Abdulvahap Kara
     Türkistan Türkleri Atatürk’ün başlattığı Kurtuluş Savaşı’na ve yeni Türk Devletinin kuruluşuna kayıtsız ve ilgisiz kalmamışlardır. 

Prof. Dr. Erol Güngör - Dil ve Kültürümüz

Türk diline karşı gösterilen düşmanlık, Cumhuriyet devrinde hâkim olan tarih ve kültür anlayışının bir sonucu olmuştur. Türk aydınlarının bir kısmı, Osmanlı İmparatorluğu yıkılıp da yerine Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu zaman, bu yeni devletin her şeyinin de yeni olması gerektiğini düşündüler. Osmanlı İmparatorluğu İslam Medeniyeti içinde yaşadığı için dilinin de bu medeniyeti yapan belli başlı üç milletin, yani Arap, Fars ve Türklerin dillerinden meydana geldiğini söylüyorlardı. Hâlbuki yeni devlet millî idi, yani bir Türk devleti idi; bunun dili de Türkçe olmalıydı.