TÜRK MİLLETİNE HİZMET EDENLER - DR. TAHSİN ÜNAL (25 Nisan 1920 – 17 Temmuz 1988)

“Tahsin Hocalar haysiyet mücadelesini dimdik verdiler.
Bu her pir-i fâniye nasip olmayan bir mazhariyettir.”
(Prof. Dr. Aydın TANERİ, Yeni Düşünce Dergisi, Sayı: 20, 19 Şubat 1982)
Doğumu ve Ailesi
Tahsin Ünal, 25 Nisan 1920’de Karaman’ın Akçaşehir beldesinde dünyaya geldi. Karaman ili merkez ilçeye bağlı olan Akçaşehir kasabası, adını buraya yerleşen Avşar Türklerinden almıştır. Kasabanın adı “Avşar şehri” anlamına gelen “Avceşar” iken zamanla “Ağdışar, Akçeşar ve nihayet Akçaşehir” olmuştur.
Dr. Tahsin Ünal’ın babası Yahya, Annesi Hanım (Hanımaba) Ünal’dır. Behçet ve Hacı Kâmil isminde iki kardeşi vardır. Ünal ailesi Karaman’ın köklü ailelerinden biri olup, Akçaşehir’de çiftçilik ile iştigal eden bir ailedir.

Öğrenimi
İlk ve ortaokulu Karaman’da okuyan T. Ünal, 1936’da ortaokul eğitimini tamamlayarak lise öğrenimi için Konya’ya gitti. Konya Lisesi Edebiyat Kolundan 1939’da mezun oldu. Lise eğitiminin ardından Konya Cihanbeyli Merkez İlkokulunda bir süre “vekil öğretmen” olarak çalışan Ünal (1940), ileride âdeta bir aşkla bağlı olarak yürüteceği öğretmenlik mesleğine ilk adımı atmış ve “eğitimci” kişiliğinin ilk deneyimlerini de burada kazanmıştır. Nüfus cüzdanındaki bilgilere göre Tahsin Ünal, ilk “askerlik yoklamasını” da buradayken yaptırmıştır.
Tahsin Ünal, 03 Eylül 1940’ta o zamanlar Beyazıt’ta bulunan İstanbul Askerî Tıbbiye (sonradan İstanbul Fakülte ve Yüksekokullar Askerî Öğrenci Komutanlığı) bünyesinde askerî öğrenci olarak İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde tarih eğitimine başladı. Aralık 1943’e kadar burada süren tarih eğitimi, fakültedeki bütün askerî öğrencilerin “nakli” sebebiyle bundan sonra Ankara’da devam edecektir. Bu nakillerin sebebi İkinci Dünya Harbi’dir. Bilindiği gibi o dönemde Askerî Tıbbiye Ankara’ya, Kuleli Askerî Lisesi Konya’ya, Maltepe Askerî Lisesi Akşehir (Konya)’e geçici bir süre için nakledilmişlerdir.
Tahsin Ünal, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde esas zümre olarak tarih, yardımcı zümre olarak da felsefe okumuştur. 1944 yılının Mayıs ayında çok sevdiği tarih eğitimini pekiyi derece ile başarılı bir şekilde tamamladı. 05. 06. 1944 tarih ve 466 numaralı lisans diplomasında Rektör Prof. Dr. Şevket Aziz Kansu, Dekan olarak Prof. Dr. Enver Ziya Karal’ın imzası bulunmaktadır.
Yükseköğrenimini başarılı bir şekilde bitiren Tahsin Ünal, 1944 yılında Yedek Subay Okulu Komutanlığı Piyade sınıfında 21. Devre olarak kıta kursunu tamamlamıştır.

Evliliği
  Tahsin Ünal Karaman’ın tanınmış müderrislerinden merhum Mahmut Fevzi Erdoğdu Hoca’nın kızı Fatma Kevser Erdoğdu ile yaklaşık üç seneye yakın bir zaman süren nişanlılık döneminden sonra 4 Ocak 1945’te evlendi. Bahadır isminde bir erkek ve Mukadder, Mükerrer ile Fevziye isminde üç kızları oldu.
  Tahsin Ünal Hoca, nişanlılık döneminde yazdığı mektuplara yansıyan duygu ve düşüncelerinden de anlaşılacağı gibi, eşi merhum Kevser Ünal Hanım’a derin bir muhabbet ve saygı ile bağlı idi. “Her başarılı erkeğin arkasında fedakâr bir kadın vardır” düsturu gereği eşinin desteğini, fedakârlıklarını hep gurur ve övgüyle dile getirmiştir. Şehitler ve Gaziler isimli eserinin ikinci baskısını çok sevdiği eşine ithaf etmiştir.

Görevleri
  Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesindeki yükseköğrenimini pekiyi derece ile bitiren Tahsin Hoca, askerî öğretmen olarak Silahlı Kuvvetler saflarında göreve başladı. İlk görev yeri, o zamanlar geçici bir süre için (1941-1947) İstanbul’dan Akşehir (Konya)’e taşınmış olan Maltepe Askerî Lisesi idi. Okulun taşınması İkinci Dünya Harbi içinde İstanbul’un bombalanması ihtimaline karşı alınmış bir tedbir idi. Nişanlılığının son dönemi burada geçmiş ve evliliği burada gerçekleşmiştir.
  1947’de savaş sonrasında askerî liseler tekrar İstanbul’a taşınınca Tahsin Ünal ve ailesi de tekrar İstanbul’a geldi. Kuleli Askerî Lisesinde tarih öğretmenliğine atanan Tahsin Ünal, Ankara Kara Harp Okulu’na tayini çıkıncaya kadar (1952) burada görev yaptı.
  Dr. Tahsin Ünal, 1952’den itibaren Ankara Kara Harp Okulundadır. Burada hem Cumhuriyet tarihi, hem de Siyasi tarih derslerine girmiş, kamuoyumuz tarafından yakından bilinen “Türk Siyasi Tarihi” kitabı uzun seneler Harp Okulunda ders kitabı olarak okutulmuştur.
  Altmışlı yılların başlarında bir süre Erzincan Askerî Lisesinde görev yapan Tahsin Ünal, tekrar Kara Harp Okuluna döndü. Buradan son olarak atandığı 4. Kolordu Komutanlığı Karargâh ve Eğitim Şubesinde Kütüphane Müdürlüğü görevinde iken 2 Eylül 1974’te öğretmen albay rütbesinde emekli oldu.
  Mezun olduğu fakültede yüksek lisans ve doktora eğitimini bitirerek tarih doktoru olan Tahsin Ünal, Silahlı Kuvvetlerden ayrıldıktan sonra bazı yüksekokullarda Atatürkçülük ve Cumhuriyet tarihi ile siyasi tarih derslerine girdi. (Mesela Ticaret ve Turizm Yüksekokulu gibi). Doktora tezini Erzincan Askerî Lisesinde görevli iken bitirmiştir. Tezi, “IV. Murat ve Bağdat Seferi” konusunda idi. Tezi, Hocası Prof. Dr. Bekir Sıtkı Baykal ile birlikte hazırlamıştır.

Siyasi Hayatı
Dr. Tahsin Ünal, 1974 yılında Millîyetçi Hareket Partisinde siyasete atıldı. MHP’de 1975-1980 yılları arasında Genel İdare Kurulu Üyeliği ve Genel Başkan Yardımcılığı yaptı. 12 Eylül 1980’deki darbe üzerine açılan MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası’nda yargılanan Dr. Tahsin Ünal, 14 Nisan 1987 günü verilen kararla bu davadan beraat etti. Referandumla siyasi yasakların kaldırılması üzerine 20 Eylül 1987’de Millîyetçi Çalışma Partisi saflarında yeniden siyasete dönen Tahsin Ünal, MÇP’de de Genel İdare Kurulu Üyeliği ve Ekim 1987’de seçildiği Genel Başkan Yardımcılığı görevlerini yapmıştır.
12 Eylül'de Alpaslan Türkeş ile tutuklananlar arasında bulunan Dr. Tahsin Ünal, önce Dil Okulunda tutuldu. Daha sonra milletvekili olmayan yöneticilerle birlikte Mamak Askerî Cezaevine gönderildi. Burada bir süre kalan Dr. Tahsin Ünal'a, Harp Okulunda öğretmenliğini yaptığı subaylar tarafından “Kafes'te” akıl almaz işkenceler ve hakaretler edildi. MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası'nın görüldüğü mahkemede, sorgusu sırasında mahkeme heyetine hitaben; “Bugün burada faşist devlet kurmaktan yargılanıyorum ve utanıyorum. Çünkü ben şerefli bir Türk subayıyım. Harp Okulu'nda yıllarca öğretmenlik yaptım. Sizler de dâhil binlerce subay yetiştirdim. Evlatlarım ben hanginize faşistliği övdüm veya öğrettim.” şeklinde çok duygulu bir konuşma yapmış ve gözyaşlarını tutamamıştır.

Vefatı
  1988 yılında eşiyle birlikte Hacca giden Dr. Tahsin Ünal, 17 Temmuz günü hac görevini ifa ederken, Mekke/Cervel’de ikamet ettiği evde bir kalp krizi geçirdi. Hastaneye götürülürken yolda vefat etti. Naşı kutsal topraklarda defnedildi. Merhum Tahsin Ünal’ın ölümü resmen Ankara Valiliği İl Müftülüğünün 28 Temmuz 1988 tarih, 06/10 5603 sayılı Yazısı ile Ankara Müftüsü Hasan Şakir Sancaktar tarafından ailesine resmen bildirilmiştir.
  Tahsin Ünal ve eşi Kevser Ünal’ı hac yolculuğuna uğurlayan çocukları ve yakınları esasında bazı rahatsızlıklarından dolayı Kevser Hanım’dan endişe etmekte idiler. Oğulları Bahadır Ünal, otobüste vedalaşırken, babasına “Anneme iyi bak baba.” dedi. Tahsin Hoca oğluna, “Oğlum annene bir şey olmaz, fakat ben orada kalırım.” dedi. Öyle anlaşılıyor ki, sapa sağlam bir şekilde hac yolculuğuna çıkan merhum Tahsin Ünal Hoca’ya orada vefat edeceği malum olmuş, sanki o mübarek ölüm içine doğmuştu. Tahsin Hoca, bu kutlu yolculuğu, kutlu bir ölümle sonuçlandırmıştı.

Kişiliği
  Aile efradı, yakınları, öğrencileri, arkadaşları ve kendisini tanıyanların anlattığına göre Tahsin Ünal, içinden çıktığı saf Anadolu, Türk insanının bütün asil meziyetlerini kişiliğinde toplamış bir insandı. İnandığı gibi yaşayan, inandığı doğruları her ortamda ifade etmekten çekinmeyen, her yönüyle başta öğrencilerine ve çevresine örnek olan bir kişiliğe sahipti.
  İyi bir aile babası, iyi bir öğretmen, kendisini yetiştirmiş, düşünen, yazan kısacası etrafına ışık saçan kaliteli bir aydın idi.
  Güzel giyinir, güzel konuşur, dinleyenlerini kendisine hayran bırakırdı.
  Hayatının her döneminde, bulunduğu her görev ve yerde yakınlarının, tanıdıklarının, yardıma muhtaç olanların elinden tutar, onların meselelerine sahip çıkar, elinden geldiği, imkânlarının elverdiği nispette problemlerini çözmeye çabalardı.
  Mütevazı bir kişiliği vardı. İçinden çıktığı toplumu, köyü ve köylülerin yaşadığı ağır şartları hiçbir zaman unutmamış; siyasi hayatta da bunların meselelerini çözmek için gayret göstermiştir. “Tarım Kentleri” isimli eseri bu istek ve düşüncelerin esaslı bir ürünü olmuştur.
  Dr. Tahsin Ünal, Türk milletinin maddi ve manevi değerlerini aşk derecesinde seven, onu yüceltmek için gece gündüz ilmî, fikrî ve siyasi alanda faaliyet gösteren samimi bir Türk millîyetçisi idi. İlmî araştırmalarının büyük bir bölümünü hasrettiği Atatürk ve Cumhuriyet tarihi konusu onun vazgeçilmezleri arasında yer almıştır. Öğrencilerini samimi bir Atatürkçü, samimi bir Türk millîyetçisi olarak yetiştirmiştir.
  Beş vakit namazını kılan, her sabah sesli olarak tilavetiyle Kur’an-ı Kerim okuyan ve bütün bunları çok yakınında bulunan insanlardan başkasının bilmediği ölçüde gösterişten uzak olarak yapan temiz, inançlı bir Müslüman idi. Hayatı boyunca yobazlığa pirim vermemiş, dini siyasete, ticarete ve menfaatlerine alet edenlerle hep mücadele etmiştir.
  Merhum Tahsin Ünal’ın belki de en fazla öne çıkan kimliği eğitimci ve tarihçi kimliğidir. Öğrencilerine samimi davranır, onları notla korkutmaz, tarihimizi sevdirmek için gayret gösterirdi. Hem Kuleli Askerî Lisesi, hem de Kara Harp Okulundan öğrencisi olan Sayın Dursun Yaşa (Emekli Piyade Albay, Şair)’nın anlattığına göre; “Dersleri çok zevkli geçer, tarihî olayları anlatırken âdeta tarihi yaşatır, anekdot ve bazı hikâyelerle dersi sevdirirdi. Başarılı öğrencileri sahiplenir, onların yetişmesi için her türlü fedakârlığı yapardı. Derslerinde en çok ‘badehu’ ifadesini kullanırdı.” Her sınavda soruları sorduktan sonra başarılı bir öğrenci olan Dursun Yaşa’nın boş kâğıdına 10 yazarak, diğer öğrencilerin ondan bakmaması için, “Sen hele bir dışarı çık bakalım.” diyerek onu sınıftan çıkarırdı.
  Merhum Tahsin Ünal’ın öğrencileri ile ilgili bir diğer uygulaması da şudur: Mezun olduktan sonra önemli makam ve mevkilere gelen, zor şartlarda Türk milletine hizmet eden, yetişmelerine emek verdiği öğrencilerini unutmaz, onlarla bir dost, bir arkadaş gibi ilişkilerini düzeyli bir şekilde sürdürürdü. Bu satırların yazarı Ali Güler, 1986 yılında yeğeni Hülya Güler (Erdoğdu) ile evlenmek istediğinde, onun hakkında bilgi almak için aklına gelen ilk isim yine bir öğrencisi, damat adayının üzerinde en az babası kadar emeği olan Sayın Dursun Yaşa olmuştu. Tahsin Ünal Hoca, kendisi gibi sonradan Işıklar Askerî Lisesi ve Ankara Fakülte ve Yüksekokullar Askerî Öğrenci Komutanlığında Silahlı Kuvvetlerimize yüzlerce Atatürkçü, millîyetçi Türk subayı yetiştiren öğrencisi Dursun Yaşa’dan müspet bilgileri alınca evliliği onaylamış, hayırlı bir işe vesile olmuştu.
    Dr. Tahsin Ünal, derslerinde en çok öğrencilerine “millî şuur” vermek için çalışır, bu maksatla zaman zaman “kahramanlık menkıbeleri” anlatırdı. Bu metodu ile ilgili olarak 1952’de yayınlanan “Şehitler ve Gaziler” isimli kitabının önsözünde şunları söylemektedir:
  “Derslerde münasebet düştükçe talebelerime, millî hislerini okşamak ve takviye etmek maksadıyla kahramanlık menkıbeleri anlatırım. Anlatılan her kahramanlık menkıbesinin, onların hoşuna gittiğini ve millî hisleri galeyana gelerek dinlediklerini gördüm. Onların bu hâli, yuvalarında ağızlarını açarak analarından bir şeyler bekleyen kuş yavrularını hatırlatıyordu.
  Talebenin bu fazla alâkası, beni anlattıklarımdan birkaçını bir araya toplamak hevesine sevk etti. Maksadım, şu birkaç menkıbeyi okuyanlara da o hazzı tattırmak ve millî hislerini takviye etmektir.
  Galibiyeti de mağlubiyeti de şanlı, şerefli ve ibretli olan Türk’ün tarihini karıştırırsanız hemen her sahifede bir kahramanlık menkıbesine rastlarsınız. Şu birkaç menkıbeyi bile okuyunca insan bir kere daha ‘Fıtrat değişir sanma bu kan yine o kandır.’ hükmünü verir. Binaenaleyh ben de bu küçük eserimi kanın yine o kan olduğunu bir kere daha gösteren ve ispat eden ‘Kore Şehitlerine’ ithaf ediyorum.”
  Üniversiteden arkadaşı olan Merhum Prof. Dr. Aydın Taneri, “Tahsin Ünal’ın Fazilet ve İlim Mücadelesi” başlıklı bir yazısında (Yeni Düşünce Dergisi 19 Şubat 1982) Dr. Tahsin Ünal için şunları yazdı: “Altmış yıllık ömrünün kırka yakın senesini Türk Ordusu’na hasretmiş olan Tahsin Ünal’dır. Tahsin Hocalar haysiyet mücadelesini dimdik verdiler. Bu her pir-i fâniye nasip olmayan bir mazhariyettir. İlmî mücadelesini yapmak isteyenlere de verilen ilahî bir emirdir.”
  Merhum Tahsin Ünal, hocamız merhum Prof. Dr. Aydın Taneri’nin yukarıdaki satırlarda ifade ettiği gibi, mensubu olmakla övündüğü ve 34 yıl fiilî olarak saflarında çalıştığı Türk Silahlı Kuvvetlerini her şeyin üstünde bir bağlılıkla severdi. 1980-1982 arasında 12 Eylül öncesindeki siyasi hayatı nedeniyle bir müddet Mamak Askerî Ceza ve Tutukevinde tutuklu kaldı. Çoğu kendi arkadaşı ve öğrencisi olan dönemin etkin yöneticileri tarafından işkence ve psikolojik ağır baskılar dâhil haksız muamelelere maruz bırakıldı. Cezaevinde beyin travması geçirmişti. Bütün bunlara rağmen Türk Silahlı Kuvvetleri hakkındaki düşünce ve yargılarını değiştirmedi. Türk ordusuna yöneltilen her türlü ithamın karşısında dimdik durdu.
  Bu satırların yazarının eserlerinden çok iyi tanıdığı fakat şahsen tanışmadığı rahmetli Tahsin Ünal ile ilk yüz yüze gelerek tanıştığı gün onun cezaevinden çıktığı zamanlara rastlamıştı. O gün şöyle bir olay yaşandı:
  1982 yılının ilk ayları. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Genel Türk Tarihi Anabilim Dalında ikinci sınıfta öğrenciyim. Silahlı Kuvvetlerde askerî öğretmen olmak için askerî öğrenciliğe müracaat edeceğim. Bunun için noterden yüklenme senedi yaptırmam gerekiyor. Karaman’a gideceğim. Fakültenin yanında bulunan Türk Tarih Kurumu’nda her hafta seri olarak yapılan konferanslardan birine dinleyici olarak katıldım. O günkü konferansta rahmetli hocam Prof. Dr. Aydın Taneri de dinleyici olarak bulunuyordu. Konferans çıkışında, hocama kısaca durumu anlattım müsaade istedim. Hocanın yanında altmış yaşlarında, düzgün giyimli bir beyefendi vardı. Hoca beni takdim etti ve “Bak Tahsin Albayım, Ali senin hemşehrin. O da sizin gibi askerî öğretmen olmak istiyor, ne dersiniz?” dedi. Rahmetli Tahsin Ünal cezaevinden yeni çıkmış, maruz kaldığı kötü muamelelerden dolayı beyin rahatsızlığı geçiriyor, ilaçla tedavi oluyordu. Aydın Hoca, onun biraz da açılması, dışarıdaki ortama yeniden uyum sağlaması düşüncesiyle her hafta konferanstan önce arabası ile Gazi Mahallesi’ndeki evinden alır (veya aldırır) Türk Tarih Kurumuna getirir, konferanstan sonra da evine bırakırdı.
  Tahsin Albay, “Bak evladım Silahlı Kuvvetlerde görev yapmak en şerefli işlerden biridir. Fakat meşakkatlidir. İyice düşündün mü? Memleketin kaderinde etkili olacak insanlar yetiştireceksin Bunun sorumluluğu çok ağırdır. Fakat bu hizmetin gururu ve şerefi insana bir ömür yeter. Şimdiden hayırlı olsun.” dedi. Rahmetli Tahsin Ünal işte böyle bir insandı. Bu satırların yazarı onun geçtiği yoldan geçerken hep bu sözleri hatırladı. Daima bu ulvi görevin ağırlığını, rütbeleriyle birlikte omuzlarında hissetti.

Tarih Anlayışı ve Eserleri
   Dr. Tahsin Ünal, genç yaşından itibaren hem makale hem de kitap olarak eser vermeye başlamış, çok verimli çalışmış bir asker bilim adamımızdı. Eserlerinin birçoğu bugün bile hâlâ aşılamamış eserler durumundadır. Berikan Yayınları arasında çıkan Tahsin Ünal Tarih ve Kültür Seti (Bütün Eserleri) içinde toplam yirmi üç kitap bulunmaktadır. Makaleleri ve bilimsel araştırmaları ise yüzün üzerindedir.
  Bütün bu çalışmalar incelendiği zaman Dr. Tahsin Ünal’ın Türk tarihini devamlılık ve bütünlük içinde ele alan “Köprülü tarih ekolü”nün güçlü bir temsilcisi olduğu rahatlıkla söylenebilir. Prof. Dr. Aydın Taneri’ye göre, “Tahsin Ünal’ın bütün eserlerinde başlıca üç husus göze çarpar: Objektif olmak, Mantıkî Teselsül ve Tahlil Gücü.”
  Tahsin Ünal Hoca, “II. Viyana Kuşatması”nı konu alan bir eserinin ön sözünde tarih bilimi ve tarihçilik anlayışının bazı temel özelliklerini şu sözlerle anlatmaktadır:
  “Tarihte, bir ordunun hatalar yüzünden mağlup olduğu, hata yapmayıp zafer kazandığı çok görülen hâllerdendir. Tarihte bir cemiyet ve milletin fena hareketler yüzünden münkariz olduğu yahut iyi meziyetler yüzünden itilâ ettiği görülür. Tarih okuyoruz ki, biz o hatalara düşmeyelim. İşte biz cemiyetleri mahveden hatalardan birkaçına temas etmek istedik. Aynı sebeplerin aynı neticeler doğurduğunu pozitif ilim kabul ediyor. Evvelce gelip geçen milletlerin ikbal ve izmihlalleri tetkik edilince aşağı yukarı aynı sebeplerle izmihlale yüz tuttukları görülüyor. Pozitif ilim formülünü sosyal ilimlerin bir kolu olan tarih için de kabul etmek zorundayız.
  Saniyen, tarih çok defa serapa vesikalara istinat eden, mücerret, ağır başlı, asık suratlı, okuyan ve dinleyenleri sıkan bir ilim zannediliyor. Bu zan ile olacak ki, tarihlerimizi hafızaları körletici, ömür törpüleyici bir nefret yükü hâline getiriyoruz. Tarihi benimseyerek, kendisinde millî bir tarih şuuru uyandırılması istenilen çocuklarımızda, ecdada hürmet, vatana muhabbet, maziye inanıp, istikbale emin adımlarla yürümek azmi ve arzusu yerine; lakaydi, ihmal ve lanet ile nefret yaratıyoruz. İlmi zemmettiğim zannedilmemelidir. Asla. Kastım, her sahamızda olduğu gibi tarih sahasında da halka inmeyi, ona bir şeyler anlatıp öğretmeyi düşünmediğimizi söylemektir. Tarih, o asık suratını terk ederek talebenin, tüccarın ve halkın yüzüne tebessüm etmelidir. Tarih, maziden ibret dersleri, fıkralar, şiirler, efsaneler fısıldayarak istikbal için nurlu yollar gösteren bir ihtiyar dede olmalıdır…”
  Dr. Tahsin Ünal, bir “Genel Türk Tarihçisi” olarak Türk tarihinin hemen her alanında eser vermiştir. Türk askerî tarihi, Orta Asya, Selçuklu devri, Osmanlı dönemi ve nihayet Türkiye Cumhuriyeti ve Atatürk konularında kitapları ve makaleleri bulunan Tahsin Hoca; aynı zamanda Türk tarihinin felsefesini yapan eserlere de imza atmıştır.
  Uzun yıllar Kara Harp Okulunda siyasi tarih dersleri okutan Tahsin Ünal, bu konuda bir kitap da yazmıştır: “Türk Siyasi Tarihi (1700-1958).” Bu eseriyle siyasi tarihe yeni bir bakış açısı getirmiş, önce ders kitabı olan eseri sonra kamuoyumuz tarafından çok beğenilmiş ve birçok baskı yaparak geniş kitlelere mal olmuştur. Türk Siyasi Tarihi’ni merkeze alarak yazdığı yazıda T. Ünal’dan “sentez-terkip yapan büyük bir tarihçi” olarak bahseden Prof. Dr. Aydın Taneri şunları söylüyor:
“Ziya Gökalp-Fuat Köprülü-Kemal Atatürk Tarih Okulu, Türk Tarih Tezi’nin esasıdır. Bu tez, Hun öncesi devri ile beraber takriben 2500 yıllık tarihimizin devamlılık ve bütünlük teşkil ettiği esasına dayanır. Tek kelime ile Türkiye Cumhuriyeti, Hun Devleti’nin vârisidir.
  Türk tarihi, artık araştırmacılarını bulmuştur. Ancak bir devri ihtiva eden toplu eserler yazmak müşkülatı ile karşı karşıyadır. Bu durumda ‘sentez-terkip’ yapan büyük tarihçilere ihtiyacımız vardır. Tahsin Ünal Hoca, ‘Türk Siyasi Tarihi (1700-1958) (Ankara, 1978, 604 sahife)’ adlı eserini kaleme alırken böyle bir hüviyetle karşımıza çıkıyor…”
   Tahsin Ünal, uzun yıllar askerî öğretim kurumlarında öğretmenlik yaptığı için, Türk askerî tarih çalışmalarına çok önem vermiş; hem askerî eğitim-öğretimle ilgili, hem kurum tarihi hem de bazı savaşlar ile kahramanlık hikâyelerini arşiv kaynaklarına dayanarak ilk elden bazı hatıralara dayanarak ortaya koymaya çalışmıştır. Denilebilir ki askerî öğretmenlerimiz içinde en verimli çalışan bilim adamlarımızdan birisi merhum Tahsin Ünal olmuştur.
  Tahsin Hoca’nın askerî tarih araştırmaları çerçevesinde üzerinde durmamız gereken ilk eseri “Fatih ve Fetih” isimli müsveddeleri kendisi tarafından hazırlanmış, fakat daha önce yayımlanma imkânı bulamamış, ilk defa tarafımızdan hazırlanan “Dr. Tahsin Ünal’ın Bütün Eserleri” kapsamında yayınlanmış olan eseridir. İstanbul’un fethi ve fetihle ilgili tartışmalar eserde çok değişik açılardan ele alınmıştır.
  Doktora tezi olarak hazırladığı ve 2000’li yıllara kadar basılma imkânı bulunamayan “IV. Murat ve Bağdat Seferi” mükemmel bir askerî tarih çalışmasıdır. Eser, IV. Murat’ın Bağdat Menzilnameleri (Gidiş ve Dönüş) ile birlikte konuyu bütün cepheleri ile ele alan bilimsel bir çalışmadır.
  Onun önce seri makaleler hâlinde yayımladığı ve “Bütün Eserleri” kapsamında tarafımızdan kitap haline getirilen “Harp Okulu Tarihi”, bu alanda yapılmış ilk ve en ciddi çalışmadır. Son yapılan konuyla ilgili çalışmalar hep Tahsin Ünal’ın bu çalışmasına dayanmaktadır.
  “Türk Askerlik Kültürü” ismiyle bir araya getirilen çok sayıda askerî tarih ile ilgili makale ve araştırmasını içeren eseri de bu kapsamda zikredilmelidir.
  Tahsin Ünal’ın Türk askerî tarih araştırmalarından biri de “II. Viyana Kuşatması Işığında Mağlubiyetimizin Gizli Sebepleri” isimli hacmi küçük fakat ilmî değeri çok yüksek olan eseridir. Eser, tarihten ders almanın; bugünü ve yarını kurmak için ne kadar önemli olduğunu anlatmaktadır.
  Bilindiği gibi Türk askerlik kültürünün iki temel değeri “şehitlik ve gazilik”tir. Merhum Tahsin Ünal’ın beş baskı yapan “Şehitler ve Gaziler” isimli eseri, Türk tarihinin değişik dönemlerinden seçilen anekdotlarla şehitlik ve gaziliği en iyi işleyen eserlerden biridir.
  Tahsin Ünal’ın askerî tarih bakımından üzerinde durmamış gereken bir diğer eseri de “Teslim mi Olacağız (Türk Kahramanlık Menkıbeleri)” isimli eseridir. İlk baskısını 1957’de yapan bu küçük eserde on dört adet kahramanlık menkıbesi yer almaktadır.
  Dr. Tahsin Ünal’ın akademik çalışmalarının önemli bir kısmını Atatürk ve Millî Mücadele tarihi araştırmaları oluşturmaktadır. Bu konularda çoğu ilk defa kendisi tarafından bulunup yayımlanan hatıralar ve belgeleri bilim hayatına kazandırdığı gibi; hâlâ aşılamayan bazı çalışmalara da imza atmıştır. Mesela Mustafa Kemal’in Harbiyedeki öğrencilik yıllarını ilk defa o aydınlatmıştır. Yine Mustafa Kemal’in Sofya’daki ataşemiliterlik dönemini ilk defa belgeleriyle aydınlatan da Tahsin Ünal’dır. Onun bu konuda yayımladığı ve yayımlama fırsatını bulamadığı makale ve araştırması toplam yirmi altı adettir. Bu makaleler “Bütün Eserleri” kapsamında “Atatürk ve Millî Mücadele” isimli eserinde toplanmıştır.
  Dr. Tahsin Ünal, Karamanlı olması hasebiyle, Karaman’ın hem mahallî tarihine, kültürel ve tarihi değerlerine hem de Karamanoğulları tarihine ilgi duymuştur. Karaman’ın sosyal, siyasi, kültürel durumunu ortaya koyan ve Karaman ve çevresinde yetişen büyük insanların özgeçmişlerini içeren eser ve makaleler yayınlamıştır. Bu anlamda üzerinde durulması gereken en önemli eseri şüphesizdir ki “Karamanoğulları Tarihi” isimli eseridir. Bu konuda yapılmış en derli toplu ve ilmî çalışma diyebileceğimiz eserinde Tahsin Ünal, Karamanoğulları’nın menşeinden başlayarak sonuna kadar siyasini tarihini; Karamanoğulları dönemindeki Türk kültür ve medeniyetini birinci elden kaynaklara istinaden ortaya koymuştur. Eser toplam üç baskı yapmıştır. “Bütün Eserleri” kapsamında yayınlarken “Türklüğün ve Türkçenin Sesi: Karamanoğulları Tarihi” ismini verdiğimiz bu esere bir bölüm ilave edilmiştir. Bu son bölüme Tahsin Hoca’nın son dönemde yapmış olduğu yayımlanmış veya yayımlanmamış konuyla ilgili bazı yeni çalışmaları ilave edilmiştir.
  “Büyük Türk Düşünürü Yunus Emre (Hayatı, Çevresi, Düşünceleri)” ismiyle yayına hazırladığımız eseri de Tahsin Ünal’ın önemli çalışmalarını içermektedir. Yunus Emre’nin hayatı, çevresi ve düşüncelerinin anlatıldığı bu eserde aynı zamanda onun yaşadığı dönemdeki Anadolu’nun siyasi, sosyal ve kültürel durumu ile “Türk Tasavvuf Felsefesi”nin esasları da incelenmektedir. Eserde Yunus Emre ile ilgili tartışmalı bazı konular büyük ölçüde aydınlatılmış ve Yunus Emre’nin yaşadığı çağda Anadolu’nun sosyal tarihi vuzuhla ortaya konulmuştur.
  Bilindiği gibi, tarih felsefesi tarihin âdeta süzülmüş bir şeklini ifade eder. Türk tarihçiliği bakımından bakıldığında belki de en az esere sahip olduğumuz alan budur. Yaklaşık üç bin yıllık bilinen tarihimiz yeteri kadar ortaya konulduğu hâlde, bunun felsefesini yapan eserler yok denecek kadar azdır. Hepsi de hakkın rahmetine kavuşmuş tarihçilerimiz Osman Turan, M. Altay Köymen, İbrahim Kafesoğlu, Bahaeddin Ögel ve Aydın Taneri’nin açtığı bu zor ve fakat çok önemli yoldan ilerleyenlerden birisi de şüphesizdir ki Tahsin Ünal olmuştur. Onun eserlerinin pek çoğu bu noktada değerlendirilebilecek eserlerdir. Fakat özellikle, çoğumuzun daha ortaöğretim çağında okuyarak millî şuur sahibi olduğu “Osmanlılarda Fazilet Mücadelesi”, Merhum Tahsin Ünal’ın İbn-i Haldun’dan günümüze uzanan çizgide tarihimizi (özellikle Osmanlı Devleti’ni esas alarak) sorgulayan önemli bir eserdir.

  Tahsin Ünal’ın Türk tarihinin felsefesini yapan eserlerinden biri de “Türk’ün Sosyo-Ekonomik Tarihi” isimli eseridir. Tahsin Hoca bu kitabında zor olanı denmiş ve başarmıştır.
  “Türklüğün Sembolü Bozkurt”, “Millîyet Üzerine Düşünceler”, “Türkler ve İslamiyet”, “Tarih ve Millîyetçilik” isimli eserleri de Tahsin Ünal’ın tarih felsefesi kapsamında değerlendirilmesi lazımdır. Bu eserlerden son ikisi tarafımızdan daha önce yayımlanmış veya yayınlanma imkânı bulamamış çalışmaların toplanması ile meydana getirilmiştir. Son eserde Türk tarihinin çeşitli dönem ve konuları hakkında yapılmış toplam yirmi dokuz araştırma bulunmaktadır.
  Merhum Tahsin Ünal’ın yıllarını eğitime vermiş bir insan olarak eğitim meselelerimize eğilmemiş olması düşünülemezdi. O, hayatının büyük bir bölümünde hem sivil hem de askerî öğretim kurumlarımızın değişik seviyelerinde öğretmenlik yapmış bir insan olarak memleketin eğitim davaları ile ilgili de çok ciddi araştırmalar yapmıştır. Bu konuda özellikle askerî eğitim kurumlarımızın meseleleri ve bu kurumların tarihleri ile ilgili eserleri üzerinde yukarıda bilgi vermiştik. Dr. Tahsin Ünal’ın “Bütün Eserleri” kapsamında “Millî Eğitim Davamız” adını vererek yayına hazırladığımız önemli eseri ülkemizin esaslı meselelerinden olan Millî Eğitim hakkında yapmış olduğu önemli araştırmaları ve değişik dönemde hazırlamış olduğu raporları içermektedir. Eserdeki makale ve raporların tarihleri eski olmakla birlikte, bugüne ışık tutacak önemli veriler içermektedirler.
  Tahsin Ünal emekli olduktan sonra siyasi hayata atılmış, siyasette düzeyli ve ciddi bir çizginin takipçisi olmuştur. Şüphesiz, onun siyasi hayatımız hakkındaki görüş ve düşünceleri de en az diğer alanlardaki eserleri kadar önemlidir. Onun siyaset yaptığı yılların ilk dönemi (1975-1980) bilindiği gibi Türkiye’nin âdeta bir ateş çemberinden geçtiği yıllardır. O yıllar ülkemizin “Soğuk Savaş”ın iki kutuplu dünyasında acımasızca “örtülü bir saldırıya” maruz kaldığı yıllardı.  Bugün artık yakın tarih sayılan bu dönem hakkında Tahsin Ünal’ın yaptığı değerlendirmelerin ne kadar önem taşıdığını belirtmeye lüzum yoktur.
   İlk baskısını Tahsin Yahyaoğlu müstear ismiyle yaptığı “Tarım Kentleri: Millîyetçi Toplumcu Düzen” ve “Fikir Akımları ve Emperyalizm”, isimli eserleri önemli siyasi projeler durumundadır. İlk eser âdeta bir toplumsal kalkınma projesidir. İkinci eser ise tarihimizdeki fikri tartışmaların küçük bir özeti gibidir. Tahsin Ünal’ın siyasi hatırat türünden olan iki eseri ise “Türk Millîyetçilerine Yönelik İddialar ve Gerçekler” ile “Siyasi Yazılar ve Konuşmalar” isimli eserleridir.


BERİKAN YAYINEVİ’NDE YAYINLANAN
“DR. TAHSİN ÜNAL’IN BÜTÜN ESERLERİ”


Atatürk ve Millî Mücadele, Yayına Hazırlayan: Ali Güler, Suat Akgül, Berikan Yayıncılık, Ankara, 2001, I-X., 1-436 s.
Büyük Türk Düşünürü Yunus Emre (Hayatı, Çevresi, Düşünceleri), Yayına Hazırlayan: Ali Güler, Suat Akgül, Berikan Yayıncılık, Ankara, 2001, I-XIV., 1-225 s.
Dr. Tahsin Ünal Hayatı-Eserleri-Kişiliği ve Düşünceleri, Yayına Hazırlayan: Ali Güler, Suat Akgül, Berikan Yayıncılık, Ankara, 2001, I-X., 1-105 s.
IV. Murat ve Bağdat Seferi, Yayına Hazırlayan: Ali Güler, Suat Akgül, Berikan Yayıncılık, Ankara, 2001, I-XIV., 1-253 s.
Fatih ve Fetih, Yayına Hazırlayan: Ali Güler, Suat Akgül, Berikan Yayıncılık, Ankara, 2001.
Fikir Akımları ve Emperyalizm, Yayına Hazırlayan: Ali Güler, Suat Akgül, Berikan Yayıncılık Ankara, 2000, I-VI., 1-100 s.
Harp Okulu Tarihi, Yayına Hazırlayan: Ali Güler, Suat Akgül, Berikan Yayıncılık, Ankara, 2001, I-XII., 1-145 s.
II. Viyana Kuşatması Işığında Mağlubiyetimizin Gizli Sebepleri, Yayına Hazırlayan: Ali Güler, Suat Akgül, Berikan Yayıncılık, Ankara, 2001, I-XIV., 1-71 s.
Millî Eğitim Davamız, Yayına Hazırlayan: Ali Güler, Suat Akgül, Berikan Yayıncılık, Ankara, 2001.
Millîyet Üzerine Düşünceler, Yayına Hazırlayan: Ali Güler, Suat Akgül, Berikan Yayıncılık, Ankara, 2001, I-XII., 1-57 s.
Osmanlılarda Fazilet Mücadelesi, Yayına Hazırlayan: Ali Güler, Suat Akgül, Berikan Yayıncılık, Ankara, 2000.
Siyasi Yazılar ve Konuşmalar, Yayına Hazırlayanlar: A. Oğuz, M. A. Çırakoğlu, Berikan Yayıncılık, Ankara, 2001.
Şehitler ve Gaziler, Yayına Hazırlayan: Ali Güler, Suat Akgül, Berikan Yayıncılık, Ankara, 2000, I-X., 1-78 s.
Tarım Kentleri: Millîyetçi Toplumcu Düzen, Yayına Hazırlayan: Ali Güler, Suat Akgül, Berikan Yayıncılık, Ankara, 2001, I-XII., 1-200 s.
Tarih ve Millîyetçilik, Yayına Hazırlayan: Ali Güler, Suat Akgül, Berikan Yayıncılık, Ankara, 2001, I-X., 1-218 s.
Teslim mi Olacağız (Türk Kahramanlık Menkıbeleri), Yayına Hazırlayan: Ali Güler, Suat Akgül, Berikan Yayıncılık, Ankara, 2001, I-XII., 1-106 s.
Türk Askerlik Kültürü, Yayına Hazırlayan: Ali Güler, Suat Akgül, Berikan Yayıncılık, Ankara, 2001, I-XIV., 1-223 s.
Türk Millîyetçilerine Yönelik İddialar ve Gerçekler,Yayına Hazırlayanlar: A. Oğuz, M. A. Çırakoğlu, Berikan Yayıncılık, Ankara, 2001, I-XIV., 1-153 s.
Türk Siyasi Tarihi (1700-1958), II. Cilt, Yayına Hazırlayan: Ali Güler, Suat Akgül, Berikan Yayıncılık, Ankara, 2001.
Türkler ve İslamiyet, Yayına Hazırlayan: Ali Güler, Suat Akgül, Berikan Yayıncılık, Ankara, 2001.
Türk’ün Sosyo-Ekonomik Tarihi, Yayına Hazırlayan: Ali Güler, Suat Akgül, Berikan Yayıncılık, Ankara, 2000.
Türklüğün Sembolü Bozkurt, Yayına Hazırlayan: Ali Güler, Suat Akgül, Berikan Yayıncılık, Ankara, 2001, I-XIV., 1-83 s.
Türklüğün ve Türkçenin Sesi: Karamanoğulları Tarihi, Yayına Hazırlayan: Ali Güler, Suat Akgül, Berikan Yayıncılık, Ankara, 2001.



.